Emre
Tribün Gözlemcisi
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi, yalnızca bir metin değil; bir milletin geleceğine, gençliğine duyduğu güvenin ifadesidir. 20 Ekim 1927’de okunan bu hitabe, dönemin şartlarını düşündüğümüzde oldukça sert, uyarıcı ve kararlı bir metindi.
O dönemde yeni kurulmuş bir cumhuriyet vardı, çevresi tehditlerle doluydu ve Atatürk bu metinle gençliğe sadece bir görev değil, aynı zamanda bir bilinç yükledi.
Aradan neredeyse bir asır geçti. Bugün teknoloji, siyaset, toplum yapısı ve dünya düzeni tamamen değişmiş durumda. Ancak şu soru artık daha fazla tartışılıyor:
Gençliğe Hitabe’nin mesajı bugünün Türkiye’sinde hâlâ aynı gücü taşıyor mu?
Bir yandan bazıları diyor ki, “Evet, hâlâ geçerli. Çünkü özgürlük, bağımsızlık ve ülkeyi koruma bilinci zamansız kavramlardır.”
Diğer yandan bazıları ise, “O hitabe o dönemin koşulları içindi, bugünün gençliği artık farklı mücadeleler veriyor” görüşünde.
Artık savaş meydanları yok belki, ama bilgi, ekonomi, teknoloji ve değerler üzerinden süren bambaşka bir mücadele var.
Atatürk’ün “Ey Türk gençliği!” diyerek başladığı o çağrı, aslında sadece bir hitap değil; bir sorumluluk hatırlatmasıydı.
Bugün gençliğin bu sorumluluğu nasıl taşıdığı, Cumhuriyet değerlerine nasıl baktığı ve Atatürk’ün vizyonunu ne kadar sahiplendiği üzerine düşünmek gerekiyor.
O dönemde yeni kurulmuş bir cumhuriyet vardı, çevresi tehditlerle doluydu ve Atatürk bu metinle gençliğe sadece bir görev değil, aynı zamanda bir bilinç yükledi.
Aradan neredeyse bir asır geçti. Bugün teknoloji, siyaset, toplum yapısı ve dünya düzeni tamamen değişmiş durumda. Ancak şu soru artık daha fazla tartışılıyor:
Gençliğe Hitabe’nin mesajı bugünün Türkiye’sinde hâlâ aynı gücü taşıyor mu?
Bir yandan bazıları diyor ki, “Evet, hâlâ geçerli. Çünkü özgürlük, bağımsızlık ve ülkeyi koruma bilinci zamansız kavramlardır.”
Diğer yandan bazıları ise, “O hitabe o dönemin koşulları içindi, bugünün gençliği artık farklı mücadeleler veriyor” görüşünde.
Artık savaş meydanları yok belki, ama bilgi, ekonomi, teknoloji ve değerler üzerinden süren bambaşka bir mücadele var.
Atatürk’ün “Ey Türk gençliği!” diyerek başladığı o çağrı, aslında sadece bir hitap değil; bir sorumluluk hatırlatmasıydı.
Bugün gençliğin bu sorumluluğu nasıl taşıdığı, Cumhuriyet değerlerine nasıl baktığı ve Atatürk’ün vizyonunu ne kadar sahiplendiği üzerine düşünmek gerekiyor.